BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE
GÖNDERİLMEK ÜZERE
BURSA … AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DOSYA NO: 2017/369 E.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN MÜŞTEKİ-SANIK: [Müvekkil Adı Soyadı]
MÜDAFİİ: Av. Ahmet Anıl SÖZBİLİCİ – Yalova
TEBLİĞ TARİHİ: 07/02/2019
KONU: BURSA …. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15/01/…. tarih, 2017/3…Esas ve 2019/35… Karar sayılı haksız ve hukuka aykırı hükmüne karşı istinaf başvuru dilekçemizin sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR
Yerel mahkeme tarafından müvekkil hakkında “Basit Yaralama” ve “Hakaret” suçlarından tesis edilen mahkumiyet hükümleri; eksik incelemeye dayalı olup, maddi gerçekle bağdaşmayan, çelişkili beyanlar üzerine inşa edilmiştir. Söz konusu kararın usul ve esas yönünden bozulması gerekmektedir.
1. Hükme Esas Alınan Beyanlar Çelişkili, Soyut ve Kurgusaldır Dosya kapsamındaki diğer sanık Önder’in beyanları incelendiğinde; soruşturma safhasından kovuşturma safhasına kadar geçen süreçte suçtan kurtulmaya yönelik, tutarsız ve hayatın olağan akışına aykırı ifadeler verdiği görülecektir. Sanık Önder, bir aşamada olay yerine arkadaşlarını bilerek çağırdığını söylerken, mahkeme aşamasında bu durumun “tesadüf” olduğunu iddia etmiştir. Diğer sanıkların beyanlarıyla da örtüşmeyen bu kurgu, müvekkilin cezalandırılması için yeterli bir delil niteliği taşımaz.
2. Olayın Oluş Biçimi ve Hayatın Olağan Akışı İlkesi Sanık Önder’in iddiasına göre, müvekkil tarafından darp edildiği gün kendisine 10.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Bir kişinin hem şiddetli bir kavgaya karışıp hem de aynı kişiye yüklü miktarda ödeme yapması mantık kurallarıyla izah edilemez. Sanığın “paramı almak için ertesi gün arkadaşlarımı yanıma alıp gittim” şeklindeki beyanı, aslında husumeti başlatan ve müvekkile karşı saldırgan tutum sergileyen tarafın kendileri olduğunu ikrar niteliğindedir.
3. Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin İhlali Müvekkilim ve müşteki Ayşegül’ün ifadeleri tüm aşamalarda birbiriyle uyumlu ve samimidir. Müvekkilin cezalandırılmasına dayanak teşkil eden tek “delil”, aralarında husumet bulunan ve ifadeleri birbiriyle çatışan karşı tarafın beyanlarıdır. Ceza yargılamasının en temel ilkesi olan “Şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan durumlarda mahkumiyet hükmü kurulamaz.
4. Alternatif Yaptırımların ve Erteleme Hükümlerinin Uygulanmaması Kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkil hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezalarında, TCK m. 50 uyarınca seçenek yaptırımların değerlendirilmemesi ve TCK m. 51 kapsamındaki erteleme hükümlerinin uygulanmaması hukuka aykırıdır. Müvekkilin sosyal durumu ve yargılama sürecindeki tutumu gözetildiğinde, bu yasal imkanların tartışılmamış olması kararın bozulmasını gerektirir.
5. Tekerrür Uygulamasının Hukuki Dayanaktan Yoksunluğu Müvekkilin beraati gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi, neticesinde adli sicilindeki eski bir kaydın tekerrüre esas alınmasına sebebiyet vermiştir. Asıl hüküm hatalı olduğu için, bu hükme bağlı olarak gelişen tekerrür uygulaması da müvekkilin mağduriyetini artırmaktadır.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce resen dikkate alınacak nedenlerle;
Bursa …. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/….. Esas ve 2019/….. Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASINA, müvekkil hakkında her iki suçtan da ayrı ayrı BERAAT kararı verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan yasa hükümlerinin en geniş şekilde uygulanmasına karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederim.
Müşteki Sanık Müdafii Av. Ahmet Anıl SÖZBİLİCİ