Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?
4721 sayılı Medeni Kanuna göre boşanma davası iki şekilde açılabilir:
Anlaşmalı boşanma davası,
Çekişmeli boşanma davası.
Anlaşmalı boşanma davası, makalemizde ayrıntılarıyla açıklanacağı üzere, her iki tarafın boşanmanın tüm sonuçları hakkında özgür iradeleriyle anlaşarak evlilik birliğini sona erdirmek üzere açtığı boşanma davasıdır.
Anlaşmalı boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:
TMK m.166/3
“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”
Çekişmeli boşanma davası ise, taraflar arasında boşanmada hangi tarafın kusurlu olduğu, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi konularda çekişmenin yaşandığı bir dava türüdür. Çekişmeli boşanma davası, genel veya özel boşanma sebepleri olmak üzere iki kategorik sebebe dayanılarak açılabilir.
Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? (TMK m.166/3)
Anlaşmalı boşanma davası, en az 1 yıl süren evliliklerde, eşlerin boşanma için anlaşarak birlikte başvurması ya da bir eşin diğer eşin açtığı boşanma davasını kabul etmesi hâlinde söz konusu olur. nlaşamalı boşanma davası, bir dava dilekçesiyle açılır, dilekçenin ekine boşanma protokolünün eklenmesi veya daha sonra dosyaya ibraz edilmesi gerekir. Görülmekte olan çekişmeli bir boşanma davası varsa, taraflar bu davaya anlaştıklarına dair bir boşanma protokolü ibraz ederek anlaşmalı bir şekilde boşanabilirler. Yani çekişmeli boşanma davası, yargılama sırasında anlaşmalı boşanma davasına dönüşebilir. Uygulamada anlaşmalı boşanma davası şeklinde açılan davalara, 1 ay gibi kısa bir süreye duruşma günleri verilebilmekte, bu süre mahkeme kalemiyle iletişime geçildiğinde bazı durumlarda 10-15 güne kadar inebilmektedir. Taraflar, mahkemece belirlenen duruşma gününde hazır olduklarında mahkeme tarafların beyanlarının özgür iradelerine dayandığını tespit ettikten sonra boşanma protokolü çerçevesinde boşanma kararı verir.
Kanun, tarafların anlaşarak birlikte başvurması veya bir eşin diğer eşin açtığı boşanma davasını kabul ettiği hallerde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, taraflar da boşanmada anlaşmışsa evliliğin sürdürülmesinin manasız olduğunu kabul etmiştir. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz (TMK 166/3).
Anlaşmalı Boşanma Şartları
Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için Medeni Kanun’un aradığı şartlar şunlardır:
1. Evlilik ilişkisi en az 1 yıl sürmelidir.
Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için evlilik ilişkisinin en az 1 yıl sürmesi gerekir. Evlilik ilişkisinden kasıt, taraflar arasında yapılan resmi nikahtan itibaren en az bir yıllık bir sürenin geçmiş olmasıdır. Taraflar arasında imam nikahı, nişanlılık ya da birlikte yaşama gibi hallerde geçen süre 1 yıllık süreye dahil edilemez.
2. Eşlerin mahkemeye beraber başvurmalı ya da bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eş kabul etmelidir.
Taraflar ortak bir dilekçe ile başvurmaları sonucu anlaşmalı boşanma gerçekleşebileceği gibi eşlerden birinin usulüne uygun olarak açmış olduğu boşanma davasındaki tüm talepleri diğer tarafın kabul etmesi ile de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Ayrıca boşanma davası çekişmeli olarak açılmış ve devam etmekte iken tarafların anlaşmalı boşanma iradelerini açıklayan protokolü mahkemeye sunmaları ya da duruşma esnasında anlaşma şartlarını duruşma zaptına geçirmeleri ile de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir.
3. Taraflar hakim huzurunda boşanma iradelerini açıklamalıdır.
Kanun, tarafların iradelerini hakim huzurunda özgürce açıklayabilmeleri için anlaşmalı boşanma için bu şartı getirmiştir. Hakim tarafların iradelerinin herhangi bir nedenle fesada uğradığını tespit ederse boşanma talebini ret edecektir. Tarafların boşanma iradelerini hakim huzurunda bizzat açıklamaları gerekmektedir. Boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için avukatın tarafların yerine geçerek boşanma iradesini açıklaması mümkün değildir.
4. Hakim, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu ile ilgili düzenlemeyi uygun bulmalıdır.
Tarafların, hakime sunmuş oldukları anlaşma şartlarındaki maddi-manevi tazminat, nafaka (iştirak ve yoksulluk nafakası), çocukların velayeti, çocuklar ile kişisel münasebet gibi hususların hakim tarafından uygun bulunması gerekir. Hakim gerek görürse bu şartlarda değişikliğe gidebilir. Ancak hakimin yapmış olduğu bu değişiklikler taraflarca kabul edilmesi durumunda anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Aksi durumda dava çekişmeli boşanma davasına döner. Ancak uygulamada hakimler genelde tarafların anlaşma sağladıkları şartları kabul ettiklerinden bu durum ile pek karşılaşılmaz.
Bilindiği üzere, TMK’nın 166. maddesinin 3. fıkrasında; “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz” düzenlemesi yer almaktadır. Uygulamada anlaşmalı boşanma olarak adlandırılan bu madde hükmüne göre en az bir yıldan fazla bir süreden beri evli olan tarafların mahkeme huzurunda boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında yaptıkları düzenlemeler hakkında serbest iradelerinin uyuşması ve hakimin bu düzenlemeyi onaylaması halinde mahkemece boşanma kararı verilebilmektedir.
Madde metninde geçen “boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemelere” ilişkin olarak taraflar mahkemeye bir protokol sunabilecekleri gibi, belirtilen tüm bu hususlarda mahkemeye sözlü olarak da beyanda bulunabilirler. Ancak ikinci durumda sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması gerekir (Akıntürk T: Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, İkinci Cilt, Ocak 2019, s.271).
Yukarıda belirtildiği gibi anlaşmalı boşanmanın koşullarından biri olan bu anlaşmanın yapılabilmesi için hem eşler hem de boşanma kararı verecek hakim bakımından bazı koşulların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle eşler arasında yapılan anlaşmanın boşanmanın feri sonuçlarına ilişkin taraflarca düzenlenen ve hakimin onay şartına bağlı, kendine özgü bir sözleşme olduğu söylenebilir.
Taraflar kural olarak, bir sözleşmenin içeriğini, kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 26). Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konu imkansız olan sözleşmeler ise kesin olarak hükümsüzdür. Borçlar Kanunu’nda yer alan sözleşme özgürlüğüne getirilen genel nitelikteki bu sınırlamalar, boşanma anlaşmaları için de evliviyetle geçerlidir.
Belirtilmelidir ki, sözleşme hukukuna hakim olan asıl ilke sözleşmeye bağlılık ilkesi olup bu ilke hukuksal güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının gereği olarak sözleşme hukukunun temelini oluşturur. Anılan ilkeye göre sözleşme yapıldığı andaki gibi uygulanır (YHGK-K.2019/630).
Anlaşmalı Boşanma Kararı Verilebilmesi için Zorunlu Unsurlar
Hakimin anlaşmalı boşanma kararı verebilmesi için tarafların bazı husularda anlaşması zorunludur. Tarafların üzerinde anlaşmak zorunda olduğu hususlar şunlardır:
1. Taraflar boşanmanın mali sonuçları hakkında anlaşmalıdır. “Boşanmanın mali sonuçları” ile kastedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talepleridir (TMK m. 174/1-2; m. 175).
2. Taraflar çocukların durumu hakkında anlaşmalıdır. “Çocukların durumu” ile kastedilen ise, ortak çocukların velayetinin kime verileceği, velayet verilmeyen eş ile çocuklar arasında kurulacak kişisel ilişki ve çocuklar için ödenecek iştirak nafakası ile ilgili düzenlemelerdir.
3. Eşlerin bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlayarak veya sözlü beyanda bulunarak hakimin onayına sunması; eşlerin iradelerini hakime bizzat açıklamalarıdır.
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için zorunlu unsur olmayan, ancak tarafların isteğe bağlı olarak boşanma protokolünde düzenleyebilecekleri, yani üzerinde ihtiyari olarak anlaşmaya varabilecekleri konular şunlardır:
1. Anlaşmalı boşanma halinde edinilmiş malların paylaşılması (katılma, katkı payı veya değer artış payı alacağı) mümkündür. Taraflar isteğe bağlı olarak edinilmiş malları kendi aralarında paylaşarak boşanma protokolüne bu hususu yazabilirler.
2. Anlaşmalı boşanma protokolüne hüküm konularak ev eşyaları, çeyiz ve şahsi eşyaların kime ait olduğu isteğe bağlı olarak belirlenebilir.
3. Anlaşmalı boşanma protokolünde düğün takılarının kime ait olacağı isteğe bağlı olarak kararlaştırılabilir.
Özellikle belirtelim ki, isteğe bağlı hususlar boşanma protokolünde düzenlenmediği takdirde, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşse bile, daha sonra dava konusu edilebilirler.
A. Anlaşmalı Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
Maddi ve manevi tazminat konusu, anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için tarafların üzerinde anlaşmaları zorunlu bulunan unsurlardandır.
1. Maddi Tazminat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesine göre boşanmada maddi tazminat, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesi neticesinde, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır.
2. Manevi Tazminat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesine göre, boşanmada manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan olaya uygun bir miktarda ödenmesini isteyebileceği paradır.
Taraflar, boşanma protokolünde maddi ve manevi tazminat belirleyebilecekleri gibi birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talep etmeden de anlaşmalı boşanabilirler. Taraflar, anlaşmalı boşandıktan sonra artık maddi ve manevi tazminat talep edemezler:
Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin TMK’nın 178. maddesi uyarınca talep edildiği, kesinleşen boşanma kararında ise kusura ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gibi tarafların mahkeme huzurunda boşanma ve boşanmanın mali sonuçları hakkında uzlaştıkları, bu husustaki imzalı beyanlarının tutanağa geçirildiği, böylelikle mahkemece TMK’nın 166/3. maddesine dayalı olarak boşanma kararı verildiği anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdükleri ve ilişkilerini tasfiye ettikleri kabul edilir. Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle (TMK md. 174/1,2) maddi ve manevi tazminat istenemez (Hukuk Genel Kurulu 2017/3067 E. , 2019/512 K.)
B. Anlaşmalı Boşanma Davasında Nafaka
Anlaşmalı boşanma davasında, boşanma protokolü ile eşlerden biri veya çocukların geçinmesini sağlamak üzere nafaka belirlenebilir. Medeni Kanuna göre anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için tarafların nafaka konusunda da anlaşmaları gerekir. Taraflar boşanma protokolü ile birbirlerinden nafaka talep etmeme konusunda da anlaşabilir.
1. İştirak Nafakası (Katılım Nafakası): Kural olarak, eşlerin çocuğun giderlerine mali güçleri oranında ortak katılması (iştirak etmesi) gerekir. Bu nedenle, çocuğun giderlerinin karşılanması amacıyla boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren geçerli olmak velayet kendisinde olmayan eş aleyhine hükmedilen nafakaya iştirak nafakası denilmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar iştirak nafakası ödenip ödenmeyeceğini, miktarını, ödeme biçimini boşanma protokolü ile belirleyebilirler.
2. Yoksulluk Nafakası: Evliliğin boşanma kararı ile sona ermesi sebebiyle yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eş aleyhine hükmedilen nafakadır. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar yoksulluk nafakası ödenip ödenmeyeceğini, miktarını, ödeme biçimini boşanma protokolü ile belirleyebilirler.
C. Anlaşmalı Boşanma Davasında Çocuğun Velayeti
Medeni Kanun’a göre mahkeme, çocuğun velayetinin hangi tarafta kalacağını belirlerken çocuğun gelişimini ve yararını dikkate almalıdır. Hatta, çocuk ile ana ve baba çıkarının çelişmesi halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması zorunludur. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Hangi eş bu koşulları sağlayabilecekse çocuğun velayeti o eşe verilir. Anlaşmalı boşanma davasında kural olarak boşanma protokolü ile velayet kime verilmişse, hakim, velayetin o kişiye verilmesine karar verir. Ancak, bazı durumlarda çocuğun gelişimi ve yararı için gerekli ise hakim protokole müdahale ederek velayeti protokolün aksine diğer ebeveyne verebilir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim tarafların talebiyle veya anlaşmasıyla bağlı değildir, resen çocuğun velayetinin hangi eşte kalması gerektiğine karar verebilir. Ancak, anlaşmalı boşanmada hakimin anlaşmalı boşanma protokolüne aykırı bir şekilde yaptığı bu tür değişiklikleri taraflar da onaylamadıkça hakim boşanma kararı veremez.
D. Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulması
Taraflar çocukla kişisel ilişkiyi de boşanma protokolüyle düzenlemelidir. Taraflar kişisel ilişkinin günlerini, saatlerini, bayramda ve diğer tatil günlerinde ne kadar süreyle görüşülebileceği gibi hususları özgürce belirleyebilirler. Ancak, mahkeme hakimi, çocuğun yararı ve gelişimi açısından kişisel ilişki kurulma biçiminin uygun olmadığını gördüğünde kişisel ilişki kurulmasına ilişkin protokol hükmüne müdahale ederek değiştirebilir. Hakim, müdahale ederek yeni bir kişisel ilişki biçimi belirleyebilir. Hakim, müşterek çocuk ile velayet kendisine bırakılmayan taraf arasındaki kişisel ilişki günlerini düzenlerken tarafların onayını almak zorundadır. Ayrıca hakim, tarafların ibraz ettiği boşanma protokolünün kişisel ilişki kurulması şartlarına neden itibar edilmediğini de gerekçelendirmek zorundadır. Aksi takdirde, taraflardan birinin başvurması halinde istinaf mahkemesi hakimin boşanma hükmünün bozulmasına karar verecektir. Çocukşa kişisel ilişki kurulması konusunda, tarafların onay beyanı alınmadan hakim tarafından düzenleme yapılması hukuka aykırıdır. Hakim, çocukla kişisel ilişki sürelerini, görüşme sayısını ve biçimini anlaşmalı boşanma protokolüne aykırı bir şekilde değiştirdiğinde, anlaşmalı boşanmaya karar verebilmek için mutlaka her iki tarafın değişikliğe ilişkin onayını almalıdır.
Anlaşmalı Boşanma Davasında İsteğe Bağlı Hususlar
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için zorunlu unsur olmayan, ancak tarafların isteğe bağlı olarak boşanma protokolünde düzenleyebilecekleri, yani üzerinde ihtiyari olarak anlaşmaya varabilecekleri konular şunlardır:
1. Edinilmiş malların paylaşılması (katılma, katkı payı veya değer artış payı alacağı),
2. Ev eşyaları, çeyiz ve şahsi eşyalar,
3. Düğün takıları.
Özellikle belirtelim ki, isteğe bağlı hususlar boşanma protokolünde düzenlenmediği takdirde, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşse bile, daha sonra dava konusu edilebilirler.
A. Anlaşmalı Boşanma Davasında Mal Paylaşımı
Boşanmada mal paylaşımı, mal rejiminin tasfiye edilerek katılma, değer artış payı veya katkı payı alacaklarının hak sahibine verilmesini içermektedir. Boşanmanın eki niteliğindeki talepler (maddi ve manevi tazminat, iştirak ve yoksulluk nafakası) ile mal rejiminden kaynaklanan katılma, değer artış ve katkı payı alacakları birbirine karıştırılmamalıdır. Maddi ve manevi tazminat, nafaka gibi hususlar tarafların boşanmanın gerçekleşmesi için zorunlu olarak anlaşması gereken konulardır. Mal rejiminin tasfiyesi ise anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için tarafların üzerinde anlaşmak zorunda oldukları zorunlu bir konu değildir. Taraflar öncelikle anlaşmalı boşanarak mal paylaşımı davasını boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde daha sonra açabilirler. Ancak, tarafların ihtiyari (isteğe bağlı) olarak anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejimin tasfiyesi konusunda anlaşmaya varması mümkündür.
Özellikle belirtelim ki, ziynet eşyası ve ev eşyalarının (buzdolabı, tv, çamaşır makinesi vb.) paylaşımı ayrıca talep gerektirmekte olup ev ve ziynet eşyalarını talep eden tarafın bu talebini boşanma protokolüne yazdırması, ziynet ve ev eşyalarından hangisinin kendisine ait kabul edildiğinin protokolde belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde, bu eşyaların paylaşılması anlaşmalı boşanmanın zorunlu bir unsuru olmadığından hakim bu konuda herhangi bir karar vermesine gerek olmadan anlaşmalı boşanma davası hakkında protokol doğrultusunda hüküm kurabilir.
Anlaşmalı boşanmanın sağlanması için boşanmanın fer’î (boşanmanın eki) niteliğindeki taleplerde taraflar arasında uzlaşma gerçekleşmelidir. Bu talepler kanun koyucu tarafından “boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu” olarak ifade edilmiştir. Maddede geçen “boşanmanın mali sonuçları” kavramı mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz. Boşanmanın malî sonuçları ile anlaşılması gereken Medeni Kanun’un 174. maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi-manevi tazminat, 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası ile 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakasıdır. Bununla birlikte, boşanma davasında tarafların mal rejiminin tasfiyesi hakkında anlaşma yapmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın fer’îsi (eki) niteliğinde olmayıp; eşler, tasfiyeyi anlaşmalı boşanma ile birlikte yapabilecekleri gibi bu yöndeki haklarını zamanaşımı süresi içerisinde daha sonra da kullanmak isteyebilirler. Bu konuda anlaşma sağlanamaması anlaşmalı boşanma davasının reddi sonucunu doğurmaz ve anlaşmalı boşanmaya bir etkisi olamaz. Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse, tarafların sırf anlaşmalı olarak boşanmış olmaları aralarındaki mal rejimini de tasfiye ettikleri anlamında kabul edilemez.
Zorunlu olmamakla birlikte; eşler, anlaşmalı boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi konusunda da anlaşma yapabilirler. Anlaşma, mal rejiminin tasfiyesini de içermekte ise ayrı bir geçerlilik şartı aranmaz. Anlaşmalı boşanmada, taraflar edindikleri mal varlığını paylaşarak veya tasfiyeye yönelik haklarından feragat ederek mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirebilirler. Usulüne uygun şekilde yapılan anlaşma ile boşanma davası neticelenmiş ve karar kesinlemiş ise tarafların tekrar mal rejimi tasfiyesi talep etmeleri mümkün olmaz. Anlaşmalı boşanmanın tasfiyeyi kapsadığı kabul edilen durumlarda; boşanmadan sonra taraflardan herhangi birinin tekrar tasfiye talebinde bulunması, 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen “dürüst davranma” kuralına aykırılık teşkil etmekte ve hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmektedir.
Önemle belirtmek gerekir ki; boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi hususunda da anlaşma yapılmak isteniyorsa, bu hususun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması çok önemlidir. Anlaşma metninde, soyut, muğlâk, her anlama gelebilen, farklı şekilde yorumlanmaya açık, müphem kelime ve cümleler kullanılmamalıdır (Hukuk Genel Kurulu 2024/7 E. , 2025/498 K.).
Eşler, mal rejiminin tasfiyesine dair birbirlerinden herhangi bir talepte bulunmayacaksa, anlaşmalı boşanma protokolüne şu ibarelerin kısaca yazılması gerekmektedir:
“Tarafların mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma, değer artış payı veya katkı payı alacağı talepleri yoktur.”
Eşler, boşanma protokolü ile evlilik içinde edinilmiş malları diledikleri gibi aralarında paylaşma hakkına sahiptir.