
Evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte eşlerin en çok uyuşmazlık yaşadığı konuların başında finansal yükümlülüklerin nasıl paylaşılacağı gelir. Evlilik süresince çekilen konut, araç veya ihtiyaç kredileri ile kredi kartı borçlarının boşanma sonrasında kime kalacağı, uygulamada sıklıkla yanlış bilinen hususlardan biridir. Yalova’da boşanma avukatı olarak Av. Ahmet Anıl Sözbilici tarafından hazırlanan bu yazımızda malrejimi davalarında borçların hukuki statüsü hakkında bilgi verilmektedir.
Türk Hukuku’nda borçlar hukuku prensipleri ile aile hukuku ilkeleri bu konuda ayrışmaktadır. Bu nedenle borçların hem alacaklı (banka) nezdindeki durumu hem de eşlerin kendi arasındaki mal rejimi tasfiyesi boyutu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
1. Banka Nezdinde Sorumluluk: Şahsi Sorumluluk İlkesi
Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde borç ilişkilerinde temel kural şahsi sorumluluk ilkesidir.
- Sözleşmedeki İmza Esastır: Bir kredi sözleşmesini veya kredi kartı üyelik sözleşmesini kim imzalamışsa, borcun yasal muhatabı bankaya karşı yalnızca o kişidir. Evli olmak, eşin borçlarına otomatik olarak ortak olunduğu anlamına gelmez.
- Haciz ve İcra Takipleri: Sözleşmede imzası bulunmayan eşin maaşına, şahsi banka hesaplarına veya adına kayıtlı mallara —sırf borçlu kişinin eşi olması gerekçesiyle— haciz konulamaz. Banka, alacağını yalnızca kredi sözleşmesini imzalayan taraftan talep edebilir.
2. Mal Paylaşımı ve Tasfiye Hesabında Kredi Borçlarının Durumu
Banka nezdinde borç tek bir eşin üzerinde görünse dahi, boşanma davası ile birlikte gündeme gelen Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi tasfiyesinde bu borçlar detaylı bir hesaba tabi tutulur:
A. Devam Eden Kredi Taksitleri (Pasif Borç)
Boşanma davasının açıldığı tarih (mal rejiminin sona erdiği an) itibarıyla henüz ödenmemiş olan kredi taksitleri, ilgili malın pasifi (borcu) olarak kabul edilir.
Örnek: Evlilik içinde alınan ve davanın açıldığı tarihteki piyasa değeri 3.000.000 TL olan bir evin 1.000.000 TL ödenmemiş kredi borcu varsa, malın net değeri 2.000.000 TL olarak hesaplanır. Diğer eşin artık değere katılma alacağı bu net 2.000.000 TL üzerinden hesaplanır.
B. Evlilik Süresince Ödenen Taksitler
Evlilik birliği devam ederken eşlerin maaş veya çalışma gelirlerinden ödenmiş olan kredi taksitleri, edinilmiş mal hesabına katılır. Çünkü eşlerin evlilik içindeki kazançları yasal olarak edinilmiş maldır. Bu ödemelerle edinilen mal üzerindeki hak payı (katılma alacağı), boşanma davasında diğer eş tarafından talep edilebilir.
C. Kişisel Mal Geliri ile Yapılan Ödemeler (Denkleştirme)
Eşlerden biri, kredili alınan bir malın taksitlerini evlilikten önceki birikimiyle, kendisine kalan bir mirasla veya kişisel bir malının satışından elde ettiği parayla ödemişse; mal rejiminin tasfiyesinde bu eş lehine denkleştirme (TMK m. 230) yapılır ve kişisel malından ödediği miktar kendisine iade edilir.
3. Kefalet Durumu ve Eşin Sorumluluğu
Evlilik birliğinde bankalar sıklıkla diğer eşin de kredi sözleşmesine müteselsil kefil olarak imza atmasını talep eder.
- Kefaletin Devamlılığı: Eğer diğer eş krediye müteselsil kefil olarak imza atmışsa, boşanma gerçekleşse bile kefalet sorumluluğu kendiliğinden sona ermez.
- Bankanın Hakları: Banka, asıl borçlu olan eşten ödeme alamadığı takdirde, boşandığı eski eşine icra takibi başlatabilir ve kefil sıfatıyla tüm borcu ödetebilir.
- Rücu Hakkı: Borcu ödemek zorunda kalan kefil eş, ödediği miktarı asıl borçlu olan eski eşinden yasal yollarla (rücu davası açarak) talep etme hakkına sahiptir.
4. Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Bankanın Durumu
Anlaşmalı boşanma davalarında eşler kendi aralarında bir protokol düzenleyerek “X gayrimenkulünün borcunu eş A ödeyecektir” şeklinde kararlar alabilirler.
- İç İlişki Bağlayıcılığı: Bu protokol maddesi eşlerin kendi arasındaki (iç ilişkideki) geçerliliğini korur. Borcu ödemeyen tarafa karşı diğer taraf hukuki süreç başlatabilir.
- Bankaya Karşı Geçersizlik: Eşler arasındaki protokol maddesi bankayı bağlamaz. Banka sisteminde borç kimin üzerindeyse borçlu o kişidir.
- Borcun Devri: Borcun resmi olarak diğer eşe aktarılabilmesi için kredi çekilen bankanın yazılı onayı alınmalı ve resmi bir borcun nakli sözleşmesi yapılmalıdır. Banka yeni borçlunun mali durumunu yetersiz bulursa devredilme talebini reddedebilir.
5. İhtiyaç Kredileri ve Aile Hukukuna Özgü Durumlar
Kredi, evin veya aracın alımı için değil de ailenin ortak ihtiyaçları (düğün masrafları, ev eşyaları, çocukların eğitimi, ortak tatil vb.) için çekilmişse:
- Borç yasal olarak krediyi çeken eşin üzerinde kalmaya devam eder.
- Ancak krediyi çeken eş, boşanma davası sürecinde bu parayı ailenin ortak giderleri için harcadığını ispatlarsa, borç miktarını mal rejiminin tasfiyesi hesabında pasif kalem olarak gösterip diğer eşin katılma alacağından mahsup ettirebilir.
Özet ve Hukuki Tavsiyeler
- İmza Atarken Dikkat Edin: Sözleşmede imzanız yoksa banka sizden doğrudan tahsilat yapamaz; ancak kefil olduysanız boşanmak sizi borçtan kurtarmaz.
- Protokolleri Banka Onayına Bağlayın: Anlaşmalı boşanma yapıyorsanız, kredinin devri hususunda boşanmadan önce bankadan yazılı onay veya ön onay alın.
- Ödeme Dekontlarını Saklayın: Kredi taksitlerini kişisel hesabınızdan veya evlilik öncesi birikimlerinizden ödediyseniz, dekont ve belgeleri tasfiye davasında kanıt olarak sunmak üzere saklayın.
Boşanma sürecinde kredi, kefalet ve mal paylaşımı hesaplamaları karmaşık finansal ve hukuki detaylar içerdiğinden, hak kaybına uğramamak adına uzman bir aile hukuku avukatından danışmanlık alınması önem taşımaktadır. Bu yazı Avukat Ahmet Anıl Sözbilici tarafından kaleme alınmış olup kesinlikle hukuki mütalaa olarak kullanılmaması gerekmektedir. Dava açmadan önce avukata danışılması ve olayınızla ilgili güncel bilgiyi avukatınızdan almanız tavsiye edilir.